Archive for Aralık, 2007
Aralık 20, 2007 at 21:08 · Filed under Yerli Diziler
“Zafere giden yolda, çekilen çile kutsaldır”
Büyük hayalleri olan genç, Sivaslı boksör Pusat, kendisi için önemli bir basamak olan bölge şampiyonluğu maçına çıkar. Yaşadığı talihsiz olaylar nedeniyle maçı kaybeder. Annesinin ölümünün ardından, sevdiklerinden de kopan Pusat, hapse düşer.
6 yıllık hapis hayatından sonra Pusat, antrenörünü ve sevdiği kızı bularak, geçmişte yaptığı hataları telafi etmeye ve yeni bir hayat kurmaya karar verir.
Aralık 20, 2007 at 19:11 · Filed under Yerli Diziler
Türk melodramlarının mihenk taşı ACI HAYAT, sadece basit bir aşk hikayesi değil, aşklarını, sosyal çatışmaların arasında yaşamak zorunda kalan, hatta aşklarını buna kurban veren insanların, yürek burkucu hikayesidir.
ACI HAYAT 1962 yılında, nasıl yıldız yaratan ve yıldızları daha da parlatan bir proje olduysa, bugünkü ACI HAYAT da aynı yolda ilerlemeyi hedefliyor.
İstanbul’un varoş mahallelerinden birinde yaşamakta olan, kaynakçı Mehmet ve manikürcü Nermin birbirlerini ölesiye seven iki gençtir. Evlenip yuva kurmak istedikleri halde parasızlık yüzünden sürekli zorluk yaşarlar.
Yoksulluk üzerlerine bir kabus gibi gelir. Kader, adeta bu iki sevgiliyi birbirlerinden koparmak için ağlarını örmektedir. Nermin gün geçtikçe yoksulluğun onu ittiği umutsuzluğa kapılmakta, Mehmet ise bütün uğraşlarına rağmen Nermin’i mutlu edecek bir gelecek için ikna edememektedir.
Nermin mutlu olacağına dair tüm inancını yitirmeye başladığı bir dönemde, cemiyet hayatının ünlü isimlerinden birisi olan Belkıs Özmermercioğlu, manikür yaptırmak için Nermin’i ihtişamlı malikanesine çağırır. Belkıs, bu ihtişamlı malikanede; kocası Sefa, kızı Filiz ve ünlü bir playboy olan oğlu Ender’le yaşamaktadır.
Ender, kız kardeşi Filiz’le aşk üzerine girdiği küçük bir münakaşanın ardından, bir iddia kazanmak uğruna Nermin’i gözüne kestirir. Bu olay umutsuz bir aşkı taşımaya çalışan Nermin’in kaderini değiştirir. Ender, başta zararsız görünen, ancak sonrasında Nermin’in hayatını cehenneme çevirecek taktiklerle, genç kızın hayatına bir daha çıkmamak üzere girmeyi başarır.
Nermin zengin ve ışıltılı bir dünyaya doğru gün geçtikçe yakınlaşmaya ve bunun bedeli olarak hayatının aşkı Mehmet’ten uzaklaşmaya başlar.
Mehmet için ise, artık hayatta tek bir önemli şey vardır; intikam. Yoksulluk yüzünden kaybettiği aşkının intikamını alacaktır. Bunun da tek bir yolu vardır; zengin olmak! Hem de ülkenin önemli zenginlerinden birisi olan Ender ve ailesini önünde diz çöktürebilecek kadar güçlü bir zengin olmak…
Aralık 20, 2007 at 19:10 · Filed under Yerli Diziler
Cennet Mahallesi İstanbul’un kenar semtlerinden biridir. Dans, müzik, aşkların bol olduğu bir yerdir burası. En güzel kızlar, en afili delikanlılar, en hoş sohbet duygulu insanlar burada yaşar.
Bu mahallenin gülü güzeller güzeli dansöz Sultan ile yanık sesli kemancı Ferhat birbirlerine deliler gibi aşıktır ama iki taraf aileleri arasında 4 göbek önceden başlayan düşmanlık bu iki sevgilinin aşkına mani olmaktadır.
Sultan’ın anası bohçacı Penbe ile Ferhat’ın babası zurnacı Yunus’ta yıllar önce birbirlerine büyük sevda ile bağlanmışlar ama bu düşmanlık onlarında mutluluğunu bozmuştur.
Falcı nine, saz tamircisi dededen başlayıp 6 yaşındaki Ayşe ile 8 yaşındaki Ali’ye kadar süren bu düşmanlık bakalım sonra erecek mi?
Aralık 20, 2007 at 19:09 · Filed under Yerli Diziler
Ezo, çok küçük yaşta anne ve babasını kaybeder… Çok çocuklu kalabalık akrabalarının yanında öksüz olarak büyür…
Güzelliği sadece kendi köyünde değil, tüm yörede dillere destandır…
Ancak Ezo’nun gönlü Ömer’dedir…
Ve güçlü, becerikli, güzel Ezo, asker yolu bekler…
Aralık 20, 2007 at 19:08 · Filed under Yerli Diziler
İlk bakışta gayet sıradan gözüken ve içimizden birini izliyormuşuz gibi hissettiren genç doktor Ela ve onunla aynı zamanda , Türkiye’nin en ünlü ve en iyi hastanesinde eğitime başlayan bir grup genç cerrahın hikayesi. Ancak kahramanlarımızı tanıdıkça ve onların renkli , bir o kadar sıradışı hayatlarına tanık oldukça hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlarız.Hayatın tüm renkleri bu dizinin içinde yer alacaktır.Hastaneye gelen her hasta , kurtarılan ya da doktorların elinden kayıp giden her hayat bize bir gerçeği gösterecektir.Ne kadar kibirli ya da önyargılı olduğumuzu … Nefretlerimizi ya da sevgilerimizi … Gururumuzun , kıskançlığımızın , öfke ya da açgözlülüğümüzün eşlik ettiği hayatımızla kaybettiklerimizin değerini.Elbette aşkla beraber !
Bu dizi ; Bütün değerlerin içinin boşaltıldığı , paranın tek güç olduğu ve her kapıyı açacağı düşüncesinin empoze edildiği dizilerin arasında bir vaha olacaktır !
Ve en önemlisi ; Bu genç cerrahlar bize biz olduğumuzu bir kez daha hatırlatacaktır.
Ela ….. Genç , güzel bir doktor.Aynı zamanda ona inanmayan ve her seferinde ” Ela bu işi başaramayacaksın.Çünkü yeterli değilsin ” diyen dünyaca ünlü bir cerrahın kızı. Hayran olduğu babası ona hiçbir zaman inanmamış ama o her seferinde kendi ayakları üzerinde durmayı başarmıştır.Ve şimdi babasının alzheimer olduğunu herkesten saklamak zorunda.Onu unutan babasına kendini ispatlamak zorunda.Dışardan bakıldığında çok mutlu , çok başarılı , çok güzel bir kadın.Oysa o da hayat mücadelesinde tek başına.Ama onun bu mücadelesi eminiz bir çok kişiye ilham verecektir…
Levent …Zeki , yakışıklı , çok yetenekli ve doğal olarak çok başarılı bir beyin cerrahı.Yeri geldiğinde , yumuşak , romantik bir prens.Bazen de yaramaz , muzip bir çocuk. Ela’nın büyük aşkı. Hepimizin içini ısıtacak kadar naif bir sevgi bu. Engellere , acılara ve hayal kırıklıklarına rağmen. Levent hani şu “başarıyı hakediyor” diyebileceğimiz ender insanlardan. Onun da hataları olmayacak mı ? Elbette olacak. Ne de olsa o da bir insan ama Ela’yı sevmekten asla vazgeçmeyecek. Bir de hayat kurmaktan …
Kader …. İlk görüşte güzelliğiyle dikkat çeker. Manken gibidir. Bu yüzden iç çamaşırı da dahil olmak üzere bir çok tanıtıma katılmıştır. Okuyabilmek için bunları yapmaya mecburdur. Çünkü hayatta ona yardım edecek kimsesi yoktur.Daha bebekken sokağa bırakılmış , ismi onu bulan polisler tarafından verilmiş , yetimhanede büyümüş ondan sonra da tek başına mücadelesine devam ederek hem çalışıp hem okumuştur.Fiziğini kullanarak daha kolay bir hayata sahip olabilecekken , doktor olmayı seçmiştir…
Hasan ….Tam bir anne kuzusudur. Görünüşü tamamen kişiliğini yansıtır.İnsana güven veren temiz yüzlü biridir. Bunun yanı sıra çok utangaçtır. Hemen yüzü kızarır. Özellikle kadınlar konusunda fazlasıyla utangaçtır. Şimdiye kadar hiç sevgilisi olmamıştır. Bu yüzden aşık olduğunda tüm dünya onun etrafında dönmeye başlar.
Zenan ….İsminden de anlaşılacağı gibi doğulu zengin bir ailenin kızıdır. Beş erkek kardeş içindeki tek kızdır. Bu yüzden erkeksidir. Kızların hiç önemsenmediği , ikinci sınıf vatandaş yerine konduğu bir kültürde büyüdüğü için her şey kendini ispatlamak üzerine kuruludur. İlk önce babasına sonra herkese kendini ispatlamak için sürekli çalışmış ve çok başarılı olmuştur.Hep en iyi okullara gitmiş ve onları da birincilikler bitirmiştir.
Burak ….Tam anlamıyla bir play boydur. Yakışıklı ve zengin. Kadınlara fazlasıyla düşkün. Kısacası duygularını yıllar önce kaybetmiştir. Gösteriş budalası , ukala ve kendini öne çıkarmak için gereken her şeyi yapar. Ama onu da değiştirecek bir kadın muhakkak karşısına çıkacaktır.
Fikret …Ela ve diğer asistan cerrahların sorumlu doktoru ,”Gestapo” lakabıyla anılan ama aslında çok sevimli bir görüntüsü olan bir kadındır.Bu lakabın sebebi iş konusunda çok sert olması ve gerçek anlamda bir kabusa dönüşmesidir. Ama öyle olması gerektiği için sert davranır. Gerektiğinde sergilediği anlayış ve duygusallıkla hem şaşırtıcı hem de hayran bırakıcıdır.
Haldun …Cerrahi bölümünün şefi Haldun Bey. Orta yaş üstü babacan bir adamdır. Sisteme , çözemediği sorunlara , karşı karşıya kaldığı haksızlıklara , en çok da elindekini paylaşmayan insanlara kızgındır. Sinirlendiğinde ağzına geleni söylemekten de çekinmez.
Suat …..Hastanedeki en başarılı cerrahlardan biridir. Kendini beğenmiş ve kibirli tavırları nedeniyle pek sevilmez. Fazlasıyla takıntılıdır. Dolabında tek renk gömlek ve takım elbise vardır. Tüm elbiseler , temizleyiciden gelen şeffaf kılıflarıyla dolaplara asılır. Yapılan en ufak bir hatayı bile affetmez. Bu yüzden hem bir baş belası hem de çok iyi bir öğretmendir ….
Aralık 20, 2007 at 19:07 · Filed under Yerli Diziler
Amasra’da doğup büyüyen Zehra, üniversite okumak için İstanbul’a gelmiş ve 12 Eylül darbesinde yaşadıkları dolayısıyla Amasra’ya bir daha geri dönmemiştir, dönememiştir. Ardında sadece ailesini değil, çok sevdiği nişanlısı Mehmed Ali’yi de bırakmıştır. Hem de tek bir açıklama yapamadan… Zehra yıllarca Memed Ali’yi yüz üstü bırakmanın vicdan azabını yaşarken, Memed Ali de hayatının ilk ve tek aşkı Zehra’nın kendisini bırakmasının nefretini içinden atamamıştır… Zehra ve Memed Ali’nin yolları bir daha kesişmemek üzere ayrılmıştır.
Aradan uzun yıllar geçmiştir. Zehra başka bir adamla evlenmiş, bir çocuk sahibi olmuştur. Ama evliliği çok uzun soluklu olamamıştır. Memed Ali ise Zehra’nın en yakın arkadaşı Nefise ile evlenmiş ve iki kızı olmuştur. Ve artık masum, aşık Memed Ali değil, kasabanın korkulan ve saygı duyulan Belediye Başkanı olmuştur.
Zehra ve Memed Ali’nin yolları istemese de bir daha kesişecektir. Çünkü Zehra oğlu Özgür’ü uyuşturucu batağından kurtarmak için İstanbul’dan ve çevresinden uzaklaştırmak zorundadır. Ve Zehra’nın oğlunu kurtarmak için Amasra’dan başka gidecek yeri yoktur.
Zehra 25 yıl aradan sonra Amasra’ya, ailesinin yanına döner. Zehra’nın gelişi hem ailesinde, hem de kasabada şok etkisi yaratır. Ailesi Zehra’nın kardeşinin düğünü için Amasra’ya geldiğini zannetse de, çok geçmeden Zehra’nın temelli kalacağını öğrenecektir. Ama asıl mesele Memed Ali’nin bunu öğrendiğinde ne yapacağıdır. Memed Ali Zehra’yı gördüğünde hem içindeki nefret tekrar canlanacak, hem de yılların aşkını eskitemediğini anlayacaktır.
Zehra’nın ne pahasına olursa olsun İstanbul’a geri dönmeye hiç niyeti yoktur. Memed Ali de Zehra’nın bu kasabada bir yaşam kurmasına izin vermeye niyetli değildir. Zehra ve Memed Ali kendi aralarındaki hesaplaşmayı yaşarken, Özgür ve Memed Ali’nin kızı Gülendam da garip bir yakınlaşma yaşayacaklardır. Hem de anne babalarının arasındaki acı geçmişi ve hesaplaşmayı bilmeden…
Kasabanın sakin havası yıllar önce Zehra’nın gidişiyle bozulmuşken, şimdi de gelişiyle bir kez daha alt üst olacaktır.
Aralık 20, 2007 at 19:06 · Filed under Yerli Diziler
İbrahim MERTOĞLU’ nun yapımcılığını yaptığı, senaryosunu Baykut BADEM, Filiz EKİNCİ ve Arzu BİROL’ un yazdığı Kuzey Rüzgarı adlı dizinin yönetmeni ise daha önce Deliyürek, Hayat Bağları, Kurtlar Vadisi ve en son Son Osmanlı- Yandım Ali ‘nin yönetmenliğini yapan Mustafa Şevki DOĞAN. Dizinin kısa hikayesi ise şöyle;
Ekber lakaplı Kuzey TAŞOVA, bundan 34 yıl önce beraber çalıştığı Necdet Aksu ‘nun ülke çıkarlarına ters düşen örgütlenmesinin farkına varınca bu düzene karşı çıkar. Bunun üzerine Necdet Aksu tarafından ölüm fermanı verilir. Ayrıca Necdet ‘in bir komplosuyla Ekber, polis tarafından kırmızı bültenle aranan bir kanun kaçağı durumuna düşer. Ekber’in yurt dışına kaçmaktan başka çaresi yoktur. Hemen Rusya ‘ya kaçan Ekber, Rus polisince yakalanır. 34 yıl Rus hapishanelerinde her türlü eziyeti yaşayan Ekber için artık memlekete dönme zamanı gelmiştir. Çünkü Necdet Bey ölmüş, yerine ise Necdet ‘ten çok daha tehlikeli olan kardeşi Cahit bu büyük güç imparatorluğunun başına geçmiştir. Memleket için korkunç planları olan Cahit ‘in bu kirli oyunlarını bozacak tek kişi vardır. O da hiç hesaba katmadığı Ekber’ dir. Ekber ‘in bu intikam yolculuğunda yanında biri daha olacaktır. O da Necdet tarafından öldürülmüş olan Kardeşi Mehmet ‘in oğlu ‘Poyraz’ dır. Necdet ve Cahit, yeni doğmuş Poyraz’ ın da ölüm fermanı vermiş ancak bebeği Necdet ‘in karısı Saadet, kurnaz bir planla Ekber ‘in en yakın arkadaşı ‘Kanun Şevki’ ye teslim etmiştir. Necdet Bey cephesinde bu çocuğun yaşadığını sadece Saadet biliyordur. Eski bir kabadayı olan ‘Kanun Şevki’ bebeği teslim almış ve tam bir kabadayı olarak büyütmüştür. Poyraz, 27 yıllık bu hesapta amcası Ekber’ le birlikte kendi kan bağından olan adamların karşısına dikilecektir. Çünkü kan bağı babasının öldürüldüğü gün bitmiştir.
Aralık 20, 2007 at 19:05 · Filed under Yerli Diziler
Eşref Saati’nde, şehrin büyüklüğüne meydan okuyan küçük hayatların yaşandığı bir eski İstanbul mahallesinde, can dostu bildikleri birbirlerine direnen iki inatçı adamın, asri zamanlarda hala “bir zamanlar”ı yaşayan iki eski zaman kabadayısının hikayesi anlatılacak.
Aynı mahallede doğan, aynı eli öpüp aynı raconla büyüyen, hiç uzlaşamayan ama hiç de ayrılamayan iki kabadayı olan Sarı Eşref ve Kara Eşref’in hikayesinin anlatıldığı Eşref Saati, bolca güldürecek, bazen hüzünlendirecek.
Pana Fim’in SHOW TV ekranında izleyici ile buluşacak bu yeni dizisinde Kara Eşref karakterini Yavuz Bingöl, Sarı Eşref karakterini ise Yetkin Dikinciler canlandıracak.
Uğruna hapis yattıkları Alemdar Ağa’dan aldıkları elle, boğaza nazır bir İstanbul semtinde yaşayan bu iki kabadayının can düşmanı, mahalleye yat limanı yapmak isteyen müteahhit olacak.
Birbirlerinin hem aynı hem de zıddı olan iki Eşref, sadece düşmana değil, birbirlerine de meydan okurken, tek bir zaafları olacak: O da birbirlerinin kız kardeşlerine duydukları aşk… Eşreflerin kız kardeşleri rolünde Özge Borak Şakrak var. Mahallenin terzisi Yadigar ise iki Eşref arasında uzlaşmanın adresi olacak. Yadigar karakterini Ahmet Uğurlu canlandırıyor.
Dizinin kadrosundaki diğer isimler arasında Şebnem Dönmez, Ali Atay ve Serkan Ercan var.
Aralık 20, 2007 at 19:04 · Filed under Yerli Diziler
Ünlü müzisyen Hüseyin Kenan Gün’ün çocukluğu nüfuzlu bir adam olan dayısı Saib Paşazade’nin yanında zorluklar içinde geçmiştir. Saib Bey, onun rızası olmadan evlenen kız kardeşi Melek Hanım’ı hiç affetmemiştir. Melek Hanım, hırsızlık suçuyla mahkum olan kocası hapishanede ölünce, oğlu Kenan ve kızı Afife’yle ortada kalmış ve ağabeyinin yanına sığınmıştır. Saib bey, etrafa karşı mecburiyetten onlara kucak açmış gibi görünse de, kızkardeşinin hatasını sürekli yüzüne vurarak, onları barındırmakla büyük iyilikte bulunduğunu başlarına kakarak hayatlarını zindana çevirmiştir.
Dayısı tarafından sürekli horlanan, itilip kakılan, hatta hırsızlıkla bile suçlanan Kenan, insanlardan uzak bir derviş gibi yaşayan Şem-i Dede’yle tanışıp, onun neyini dinleyince müziğe ilgi duymaya başlamış, bu konuda yetenekli olduğunu fark etmiştir.
Dayısı onun müzik eğitimi almasına şiddetle karşı çıkmış, liseden sonra mühendislik eğitimi alması için ısrar etmiştir.
Mühendis Kenan’ın arkasında kırık bir aşk hikayesi vardır. Lise arkadaşı Leyla’yı çok ama çok sevmiştir, ama Leyla zengin bir ailelenin kızıdır. Kenan ise dayısının yanında sığıntı gibi büyüyen fakir bir gençtir. Kenan kendini ona layık görmediği için genç kızı reddetmek zorunda kalmış, bir sene sonra Saib Bey’in oğlu Cemil’le nişanlandığını öğrenmiştir. Çok acı çekmiştir Kenan, içine kapanmıştır. Bütün hayatının yoksulluk ve başarısızlıklarla geçeceğine inanmaktadır. Bu yarım kalan aşk onun ruhunda kapanmayan yaralar açacak, aşka inancını yitirecektir.
Mühendislik eğitimini tamamlarken müzikle ilişkisini hiç kesmemiş, okulu bitince de mesleğini yapmak yerine müzik öğretmeni olarak çalışmaya başlamıştır. Bir arkadaşının tavsiyesiyle Avrupa’ya giderek müzik eğitimini ilerletmeye karar verir. Bu arada kız kardeşi Afife evlenmiştir. Melek Hanım elinde kalan son mal varlığı küçük bir dükkanı satarak, oğlunu Avrupa’ya gönderir.
Yıllar sonra Hüseyin Kenan’ın büyüdüğü eve dönüşü muhteşem olur. O artık, şarkıları dillerden düşmeyen ünlü bir müzisyendir. Belediye Başkanlığına oynayan dayısı, şimdi onunla gurur duymakta, şöhretinden kendine pay çıkartmakta, Kenan’ı yere göğe sığdıramamaktadır.
Şimdi Dayısının Oğlu Cemil’le mutsuz bir evliliği olan Leyla ise pişmandır. Cemil, geçmişte kalan bu aşk hikayesini bilmemektedir. Onun başarısını kıskanmaktadır.
Kenan da çok değişmiştir, ünlü olmanın bütün nimetlerinden yararlanmaktadır. Komşularından evli kadın olan Nimet Hanım’ın ilgisine karşılık verir.
Nimet Hanım Kenan’la buluşmaya giderken, dikkat çekmemek için, Lamia’yı da yanında götürmektedir.
Lamia uzak akrabalarının yanında büyüyen yetim bir genç kızdır. Hüseyin Kenan hayranıdır. Kendi rızası bile sorulmadan, akrabalarının takdiriyle nişanlandığı gencin askerliğinin bitmesini beklemektedir. Evin bütün işi omuzlarındadır. Nimet Hanımın onu yanında taşıma sebebini bildiği halde işten güçten ve pek de sevilmediği bu evden ara sıra uzaklaşmak Lamia’ya da iyi gelir, ama bu durum zamanla Lamia’ya acı vermeye başlar.
Lamia Kenan’a aşık olmuştur.
Aralık 20, 2007 at 19:03 · Filed under Yerli Diziler
“Kurtlar Vadisi – Pusu” işadamı Çağrı Toros’a yapılan suikastla başlıyor. Olayı bir terör örgütü üstlenmiş ve eylemin tetikçileri yakalanmıştır.
Ancak Polat Alemdar, suikastın arkasında açıklananlardan başka nedenler ve güçler olduğuna inanmaktadır. Öncekiler gibi bu davanın da gerçek failler bulunmadan kapanmamasını ister. Artık faili meçhuller, sebep ve sonuçlarıyla, çağın en önemli silahı olan “para” üzerinden takip edilecektir.
Adım adım delillere ulaşmaya başlayan Polat, Toros Ailesi’yle doğrudan temas kurmaya çalışır. Benzer eylemlerde uygulanan stratejilerin tekrarlanacağı beklenirken, kötü bir sürprizle karşılaşılır.
Polat’ın ekibi “Pusu”ya düşürülmüştür…
Aralık 20, 2007 at 19:02 · Filed under Yerli Diziler
Türkiye’de her yıl ortalama 650 kişi kayboluyor ve 200’den bir daha hiç haber alınamıyor…
Hayatlarını “Çemberin Dışında” kalmış, kaçmış, kaçırılmış insanları tekrar “Çemberin İçine” almaya adamış bir ekip… Uykusuz geceler, tehlikeli görevler, çözülmek için bekleyen sırlar, saklanan detaylar. Önder Amirimiz liderliğinde ekibimizi bekliyor.
Önder, yoğun iş temposu yüzünden kaybettiği zamanın ve anılarının…
Cesur, 10 yıl önce kaybolan kardeşinin ve huzurun…
Laçin, aşkın, başarının, kendini kanıtlamanın…
Aycan, kaybettiği çocukluğunun ve sevginin…
Ela, tutkunun ve daha elde edemeden kaybettiği erkeğinin…
Bedirhan, İstanbul’un kalabalığının, insan gibi yaşamanın…
Kıvanç, büyümenin, ilk aşkın…
Sezen, onu bağrına basacak koruyacak, dinleyecek birinin peşinde…
Onlar kendilerini kayıp insanları bulmaya adadılar… Çözmeye çalıştıkları her olayda kendi hayatlarında kaybettiklerini buluyorlar…
Aralık 20, 2007 at 18:59 · Filed under Yerli Diziler
Hulusi ve Vahi… Evlatlarıyla gurur duyan iki baba. Hulusi, ve eşi Belgin, oğulları Tarık’ın, İtalya’daki iktisat eğitimin tamamlayıp bankasının başına geçeceği günün hayaliyle yaşıyor.Ne var ki; herşey Hulusi’nin bir gün İtalya’da ekonomi okuyor sandığı oğlu Tarık Tekelioğlu’nun aslında hiç okula bile gitmediğini,Alfonso takma adıyla ünlü bir rallici olduğunu öğrenmesi ile başlıyor.Oğlunun yurtdışına çıkışını engelleyerek ve parasını elinden alarak dizginlemeye çalışan Hulusi yüzünden Tarık da babasına parasını geri ödemek için bir iş bulmak zorunda kalır.Bu sırada da karşısına,kaza yapan kızının araba kullanmasını istemediği için bir şöför arayan Vahi Özkul çıkar.Bu işe kabul edilen Tarık’ın yeni hayatı da böylece başlar ..tabii ki nefretle ortaya çıkan tatlı-sert bir aşkla beraber.
Aralık 20, 2007 at 18:56 · Filed under Yerli Diziler
Oğuz(Emre Kınay)
45 yaşlarında iyi para kazanan bir reklamcıdır. Karısı öldükten sonra üç kızına hem annelik hem de babalık yapmaktadır. Her şey Oğuz’un eskiden babaannesine ait olan ve çocukluğunun geçmiş olduğu iki katlı evi satın alması ile başlar.Oğuz’un amacı üç kızı ile yepyeni bir hayata başlamaktır…
Eda(İclal Aydın)
35 yaşlarında, kendisini sekreteriyle aldatan başbelası kocasından boşanmış, 2 çocuklu bir kadındır… O da tıpkı Oğuz gibi yeni bir hayata yeni bir evde başlamanın hayallerini kurmaktadır. Üst katta çocuklarıyla oturacak alt katı da anaokulu yapacaktır…
Ferit (Öner Erkan)
27 yaşında Adanalı zengin ailenin hayta oğlu. 19 yaşında başladığı üniversite eğitimine hala devam etmektedir. Kumar borcu yüzünden babasına ait köşkü sahte vekaletle satışa çıkartır. Eda ve Oğuz’a ayrı ayrı evi satar ve ortalıktan toz olur…
Oğuz ve kızları güle oynaya yeni evlerine yerleşir.Ancak bu huzur Eda ve çocuklarının da aynı eve taşınmasıyla kabusa döner. Oğuz’un karşı çıkmalarına aldırmadan taşınmaya başlar Eda ve çocukları. Kavga kıyamet bir sürü gürültü. Eda cebindeki bütün parayı bu eve yatırmıştır ve gidecek başka bir yeri yoktur.Oğuz ise yıllar sonra satın aldığı ve çocukluğunun geçtiği evi tanımadığı bu kadına kaptırmamaya kararlıdır. Ortadan sıvışan Feriti bulup durumu düzeltinceye kadar aynı evde yaşamaktan başka çareleri yoktur. Oğuz ve Eda birbiriyle didişirken, çocukları da kendi aralarında itişirler. Hem bu yeni taşındıkları mahalleye, hem de birbirlerine uyum süreçleri komediler oluşturur. Tabii en önemlisi ise, Oğuz’un Eda’dan, hoşlanmaya başlamasıdır. Bir süre sonra huysuz ve inatçı Eda da hoşlanmaya başlar Oğuz’dan. Bunu asla kabul etmez ama aralarındaki didişme bir aşk didişmesi haline dönüşür.
Bu arada Ferit ortaya çıkar,ancak peşinde borcunu hala ödemediği mafya ve adamları vardır.O da evde gizlice yaşamaya başlayınca işler iyice arap saçına döner.İki Aileyi izlerken hem çok gülecek hem de büyük keyif alacaksınız…
İki Aile: Sevgi ve aile üzerine samimi,içinizi ısıtacak bir o kadar da komik hikayesi ile kalplerinizi feth edecek..
Aralık 20, 2007 at 18:55 · Filed under Yerli Diziler
Genç yaşinda ailesine bakmak zorunda kalan Salih, bir minibüs hattinda şoförlük yapmaktadir. Hayat kavgasinda aşkla tanişacak firsat bulamamiştir. Ta ki dünyalar güzeli Bahar’la karşilaşincaya dek. Bahar çok zengin bir ailenin kizidir. Bu iki genç yürek birbirine çarpacak fakat kader hiç umulmadik bir şekilde aglarini örecektir. Kaybolan bir hayatin acisini ve aşki gönlüne sigdiranlarin öyküsüdür “Vazgeç Gönlüm”.
Başrollerinde; Amerika’da oyunculuk egitimi alan Mutluluk filmi ile taninan Murat Han, Ihlamurlar Altinda’ nin Feride’si Irem Altug ve Türk Sinemasinin tecrübeli oyuncusu Bulut Aras’in rol aldigi Vazgeç Gönlüm sezonun dikkat çeken yapimlarindan biri…
Aralık 20, 2007 at 18:54 · Filed under Yerli Diziler
Ahmet 55 yaşında bankası ve inşaat şirketleri var. Çok zengin bir adam, biraz paranın getirdiği hava var üzerinde ama aslında özünde mütevazı, espirili, sözünü sakınmayan ve temiz kalpli biri… Karısı yıllar önce ölmüş. Oğlu Murat onun her şeyi, hayatını ona adamış. Yıldız 45 yaşında edebiyat öğretmeni. Hala gençliğini ve güzelliğini korumuş tam bir hanımefendi. Çok kibar, görgülü ve hayatta en önem verdiği şey saygı. Çok disiplinli yaşar ve doğrularından asla ödün vermez. Görgüsüzlük onun tahammül edemeyeceği tek şey… Kocası on yıl önce ölmüş iki kızı var. Dünyalar güzeli Peri ve sevimli Mine. Onlar Yıldız’ın gözbebeği… Yıldız, ablası Güneş, Güneş’in oğlu Cem ve gelini Didem ile aynı bina da yaşamaktadır.
Birbirlerinden kuzey ve güney kadar uç ve hiçbir koşulda bir araya gelemeyecek Ahmet ve Yıldız’ı Murat ile Peri’nin büyük aşkı bir araya getirir. Ve bir araya gelmeleriyle art arda yaşanan esprili ve ilginç olaylar aslında bu iki aileyi farkında olmadan birbirlerine daha çok yakınlaştırır. Bakalım, Peri ile Murat’ın aşkı, Ahmet ile Yıldız’ın huysuzluklarına direnebilecek mi?