inicio mail me! sindicaci;ón

Gazi

Gazi, bu vatan uğruna toprağa düşen, bu vatan için canlarını ve kanlarını seve seve veren Mehmetçiklerimizin hikayesi… Gazi, evlat yolu gözleyen annelerin, gururlu babaların ve yar özlemiyle tutuşan sevdalıların hikayesi… Çukurca’da bir sınır karakolunda vatani görevini yapan Çavuş Fırat Kalender’in terhisine bir hafta vardır. Bütün terhisçiler gibi içi içine sığmaz. İstanbul’a dönecek, aylardır hasretini çektiği ailesine dahası büyük bir aşkla sevdiği Leyla’sına kavuşacaktır. Ailesi ve bütün sevdikleri büyük bir coşkuyla Fırat’ın dönüşünü beklemektedir… Ancak Fırat’ın bulunduğu karakol, terhisçi askerler için düzenlenen veda gecesinde hain bir saldırıya uğrar. Girdiği çatışmada vurulan ve evine sakat olarak dönen Fırat hayata küser, ta ki düşmanın sadece dağlarda olmadığını anlayana dek…. Ailesi aşkı ve vatanı için yaralarına aldırmadan ayağa kalkmayı başaran Gazi; aşk, ihanet ve entrikalarla örülü bir macerada, hainlerin tuzaklarına meydan okuyarak şehrin tam göbeğinde yepyeni bir kahramanlık destanı yazmaya başlar… İhanetin koynunda büyüyen bir genç kız ile intikam ateşiyle yanıp tutuşan bir delikanlının imkansız aşkını anlatan “GAZİ”, heyecan ve duygu yüklü öyküsü ile çok yakında başlıyor!

Görgüsüzler

Yılın en keyifli, en komik, en eğlenceli dizisi Görgüsüzler geliyor. Başrollerini Melek Baykal, Zeki Alasya, Çağla Şikel, Mert Öcal ve Levent Ülgen’in paylaştığı dokuz sekizlik bir aşk masalı geliyor. Görgüsüzler sizleri hem güldürecek hem de kıpır kıpır müzikleriyle yerinizde oynatacak. Sultan televizyondaki bir ses yarışmasında finale kalınca Gazinocu Vakkas’ın dikkatini çeker. Sultan gazinoya assolist olur ve Suzi Çağlayan adını alır. Paraya kavuşan Pembeler hemen mahalleyi terk edip bir villaya taşınırlar. Pembe de yeni sosyetik muhitine ayak uydurmak için adını Pemoş olarak değiştirir. Bizimkiler yeni muhitlerine alışmaya çalışadursunlar, muhafazakar bir partide milletvekili olan Nurullah Bey’in oğlu Yılmaz Gazinoda izlediği Sultana aşık olur. İki genç birbirlerini çok severler. Ama oğlunun bir gazino şarkıcısıyla evlenmesinin siyasi hayatını mahvedeceğini düşünen Milletvekili bu evliliğe mani olur. Ve iki aile arasında amansız bir mücadele başlar. Gazinonun sahibi Vakkas da Pemoşa aşık olunca işler iyice karışır. Bu romantik komedide çok gülecek, çok eğleneceksiniz. “Görgüsüzler” yakında atv’de başlıyor!

Pars Narkoterör

İstanbul Narkotik başkomiseri Şamil Baturay, katıldığı rutin bir operasyonda, Türkiye’de kurulan yeni bir uyuşturucu şebekesine ait delillere rastlar. Narkotikte birlikte çalıştığı nişanlısı Zülüf ile birlikte Van’a aile ziyaretine gittiğinde ise, kendisini uyuşturucu baronlarının tam ortasında bulur.

Şamil ile Zülüf’ün aşkı, Şamil’in abisinin uyuşturucuyla ilgili bir operasyonda şehit edilmesiyle daha da imkansız bir hâl alır. Abisinin kaybıyla hayata küsen Şamil, elde ettiği bazı ipuçlarıyla tekrar harekete geçer ve intikam için uyuşturucu baronlarının peşine düşer.

Afganistan’dan İran’a, Van’dan Berlin’e kadar uzanan yeni bir “toz hattının” kurulmak üzere olduğunu keşfeden Şamil, zorlu bir mücadeleye girişir. Bu toz hattının terör örgütleriyle bağı olduğunu ve uyuşturucudan kazanılan paranın terörü finanse ettiğini anlayan Şamil’in verdiği mücadele, kişisel bir gayret olmaktan da çıkarak, vatan için verilen bir mücadeleye dönüşür.

Bu savaşın kazanılmasını sağlayacak en önemli ipuçları ise, Şamil’in aşkı Zülüf’de gizlidir.

Sınıf

Sonuçların değil, nedenlerin anlatıldığı hikayeleriyle, Karadere Lisesi ve Karadere mahallesi, ilk bölümüyle seyirciyle tanışıyor. Aslında çok tanıdık hikayeler, ilk kez bu kadar çarpıcı ekrana geliyor…

Bir öğrenci, sıradan, herhangi bir öğrenci bir derste, birdenbire sınıf arkadaşının kafasına silah dayar… Tarık, bu noktaya nasıl geldi? Ve bu nokta kaç kişinin hayatına dokunacak? Karadere Lisesi’nde yaşanan bu dehşet dakikalarının ardından Tunceli’de bir öğretmen; Umut, apar topar İstanbul’a döner. Kardeşi vurulmuştur! Ve Karadere Mahallesi’nde uzun süredir karanlıkta olanlar birbir ortaya çıkacaktır…

Kendimizi en güvende hissetmemiz gereken yer SINIF, ne kadar güvenli artık? Hepimiz aynı SINIFta mıyız? Artık aynı SINIFta bile, başka SINIFlarda mıyız?

Üvey Aile

Başarılı bir avukat ve yakışıklı bir genç adam Haluk… Köklü, varlıklı Velizade ailesinin tek oğlu, övünç kaynağı… Üstelik çok yakında, kendisi gibi aristokrat bir ailenin biricik kızı, güzeller güzeli genç doktor Özlem’le evlenmek üzere…

Kurallara, markalara, mevki ve soy ağaçlarına tapan Velizade’ler, Özlem’in ailesiyle çok eskiden beri tanıştıkları için, delikanlıyla genç kızın evliliği yıllar önceden öngörülmüş, hatta kararlaştırılmış bir zorunluluk adeta… Haluk’la Özlem, aralarındaki ilişkide aşkın kokusunu hiç duyamasalar da ne gam… İki genç de aristokrat genler taşımaktalar ya.

Ancak… Her şey yolunda gider gibi görünürken, kader sihirli kalemini eline alır ve Haluk’un hayat sayfasına, kimselerin aklına bile gelmeyecek bir öykü yazmaya karar verir.

Zincirleme bir dizi olay sonucu GERÇEK’ler birer birer ortaya çıkar: Haluk, gerçekte Velizade ailesinin bir üyesi değil, bebekken evlat edinilmiş bir çocuktur! Öz anne babası hayattadır! Ve Velizade’lerin seçkinci yaşamlarını paramparça edebilecek güçte bir bomba olan üçüncü GERÇEK hepsini yıkar: Haluk’un gerçek anne babası Roman çingenesi bir çifttir.

Azize ve Salih Karabaş çifti, Roman genlerinin tüm tipik karakteristiğini taşımaktadırlar: Gürültülü, itaat ve biat etmek nedir bilmeyen, yemeyi, içmeyi, gülüp oynamayı şehvetle seven, ayıp ve kural sözcüklerini sözlüklerinde barındırmayan, sıcacık, sahici insanlar… Yıllar önce, hırsızlıktan kalın bir sabıka dosyasına sahiptirler. Gerçi şimdilerde bu hayata tövbe etmiş, hacca gitmek için para biriktirmektedirler. Salih meyhanelerde tombalacılık, Azize bir meyhanede tuvaletçilik yapmaktadır.

Velizade’lerin yaşam biçimine taban tabana zıt alışkanlıkları, gürültülü eğlenceleri, tatlı utanmazlıklarıyla Karabaş’lar, Velizade’lerin köşküne; biricik oğulları Haluk’un yanına yerleşince olaylar karıştıkça karışır. Haluk, yıllardır öz bildiği ailesiyle, aynı dili bile konuşamadığı biyolojik ailesi arasında komik bir kimlik bunalımına girer.

Ve daha neler neler…

Lost

Korkunç bir uçak kazası… Issız bir adaya düşerek kurtulan 48 kazazede… Ve onları bu adada bekleyen daha korkunç bir tehlike… Bu ıssız Güney Pasifik adasında hayatta kalmayı başaran toplumun her kesiminden gelen bu insanlar, sadece adada hayatta kalabilmek için değil, aynı zamanda adanın içinde yaşayan başka şeylerden de kendilerini korumak için birlik olmak zorundalar…

Pusat

“Zafere giden yolda, çekilen çile kutsaldır”
Büyük hayalleri olan genç, Sivaslı boksör Pusat, kendisi için önemli bir basamak olan bölge şampiyonluğu maçına çıkar. Yaşadığı talihsiz olaylar nedeniyle maçı kaybeder. Annesinin ölümünün ardından, sevdiklerinden de kopan Pusat, hapse düşer.

6 yıllık hapis hayatından sonra Pusat, antrenörünü ve sevdiği kızı bularak, geçmişte yaptığı hataları telafi etmeye ve yeni bir hayat kurmaya karar verir.

Acı Hayat

Türk melodramlarının mihenk taşı ACI HAYAT, sadece basit bir aşk hikayesi değil, aşklarını, sosyal çatışmaların arasında yaşamak zorunda kalan, hatta aşklarını buna kurban veren insanların, yürek burkucu hikayesidir.

ACI HAYAT 1962 yılında, nasıl yıldız yaratan ve yıldızları daha da parlatan bir proje olduysa, bugünkü ACI HAYAT da aynı yolda ilerlemeyi hedefliyor.

İstanbul’un varoş mahallelerinden birinde yaşamakta olan, kaynakçı Mehmet ve manikürcü Nermin birbirlerini ölesiye seven iki gençtir. Evlenip yuva kurmak istedikleri halde parasızlık yüzünden sürekli zorluk yaşarlar.

Yoksulluk üzerlerine bir kabus gibi gelir. Kader, adeta bu iki sevgiliyi birbirlerinden koparmak için ağlarını örmektedir. Nermin gün geçtikçe yoksulluğun onu ittiği umutsuzluğa kapılmakta, Mehmet ise bütün uğraşlarına rağmen Nermin’i mutlu edecek bir gelecek için ikna edememektedir.

Nermin mutlu olacağına dair tüm inancını yitirmeye başladığı bir dönemde, cemiyet hayatının ünlü isimlerinden birisi olan Belkıs Özmermercioğlu, manikür yaptırmak için Nermin’i ihtişamlı malikanesine çağırır. Belkıs, bu ihtişamlı malikanede; kocası Sefa, kızı Filiz ve ünlü bir playboy olan oğlu Ender’le yaşamaktadır.

Ender, kız kardeşi Filiz’le aşk üzerine girdiği küçük bir münakaşanın ardından, bir iddia kazanmak uğruna Nermin’i gözüne kestirir. Bu olay umutsuz bir aşkı taşımaya çalışan Nermin’in kaderini değiştirir. Ender, başta zararsız görünen, ancak sonrasında Nermin’in hayatını cehenneme çevirecek taktiklerle, genç kızın hayatına bir daha çıkmamak üzere girmeyi başarır.

Nermin zengin ve ışıltılı bir dünyaya doğru gün geçtikçe yakınlaşmaya ve bunun bedeli olarak hayatının aşkı Mehmet’ten uzaklaşmaya başlar.

Mehmet için ise, artık hayatta tek bir önemli şey vardır; intikam. Yoksulluk yüzünden kaybettiği aşkının intikamını alacaktır. Bunun da tek bir yolu vardır; zengin olmak! Hem de ülkenin önemli zenginlerinden birisi olan Ender ve ailesini önünde diz çöktürebilecek kadar güçlü bir zengin olmak…

Cennet Mahallesi

Cennet Mahallesi İstanbul’un kenar semtlerinden biridir. Dans, müzik, aşkların bol olduğu bir yerdir burası. En güzel kızlar, en afili delikanlılar, en hoş sohbet duygulu insanlar burada yaşar.
Bu mahallenin gülü güzeller güzeli dansöz Sultan ile yanık sesli kemancı Ferhat birbirlerine deliler gibi aşıktır ama iki taraf aileleri arasında 4 göbek önceden başlayan düşmanlık bu iki sevgilinin aşkına mani olmaktadır.

Sultan’ın anası bohçacı Penbe ile Ferhat’ın babası zurnacı Yunus’ta yıllar önce birbirlerine büyük sevda ile bağlanmışlar ama bu düşmanlık onlarında mutluluğunu bozmuştur.

Falcı nine, saz tamircisi dededen başlayıp 6 yaşındaki Ayşe ile 8 yaşındaki Ali’ye kadar süren bu düşmanlık bakalım sonra erecek mi?

Ezo Gelin

Ezo, çok küçük yaşta anne ve babasını kaybeder… Çok çocuklu kalabalık akrabalarının yanında öksüz olarak büyür…

Güzelliği sadece kendi köyünde değil, tüm yörede dillere destandır…

Ancak Ezo’nun gönlü Ömer’dedir…

Ve güçlü, becerikli, güzel Ezo, asker yolu bekler…

Doktorlar

İlk bakışta gayet sıradan gözüken ve içimizden birini izliyormuşuz gibi hissettiren genç doktor Ela ve onunla aynı zamanda , Türkiye’nin en ünlü ve en iyi hastanesinde eğitime başlayan bir grup genç cerrahın hikayesi. Ancak kahramanlarımızı tanıdıkça ve onların renkli , bir o kadar sıradışı hayatlarına tanık oldukça hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlarız.Hayatın tüm renkleri bu dizinin içinde yer alacaktır.Hastaneye gelen her hasta , kurtarılan ya da doktorların elinden kayıp giden her hayat bize bir gerçeği gösterecektir.Ne kadar kibirli ya da önyargılı olduğumuzu … Nefretlerimizi ya da sevgilerimizi … Gururumuzun , kıskançlığımızın , öfke ya da açgözlülüğümüzün eşlik ettiği hayatımızla kaybettiklerimizin değerini.Elbette aşkla beraber !

Bu dizi ; Bütün değerlerin içinin boşaltıldığı , paranın tek güç olduğu ve her kapıyı açacağı düşüncesinin empoze edildiği dizilerin arasında bir vaha olacaktır !

Ve en önemlisi ; Bu genç cerrahlar bize biz olduğumuzu bir kez daha hatırlatacaktır.

Ela ….. Genç , güzel bir doktor.Aynı zamanda ona inanmayan ve her seferinde ” Ela bu işi başaramayacaksın.Çünkü yeterli değilsin ” diyen dünyaca ünlü bir cerrahın kızı. Hayran olduğu babası ona hiçbir zaman inanmamış ama o her seferinde kendi ayakları üzerinde durmayı başarmıştır.Ve şimdi babasının alzheimer olduğunu herkesten saklamak zorunda.Onu unutan babasına kendini ispatlamak zorunda.Dışardan bakıldığında çok mutlu , çok başarılı , çok güzel bir kadın.Oysa o da hayat mücadelesinde tek başına.Ama onun bu mücadelesi eminiz bir çok kişiye ilham verecektir…

Levent …Zeki , yakışıklı , çok yetenekli ve doğal olarak çok başarılı bir beyin cerrahı.Yeri geldiğinde , yumuşak , romantik bir prens.Bazen de yaramaz , muzip bir çocuk. Ela’nın büyük aşkı. Hepimizin içini ısıtacak kadar naif bir sevgi bu. Engellere , acılara ve hayal kırıklıklarına rağmen. Levent hani şu “başarıyı hakediyor” diyebileceğimiz ender insanlardan. Onun da hataları olmayacak mı ? Elbette olacak. Ne de olsa o da bir insan ama Ela’yı sevmekten asla vazgeçmeyecek. Bir de hayat kurmaktan …

Kader …. İlk görüşte güzelliğiyle dikkat çeker. Manken gibidir. Bu yüzden iç çamaşırı da dahil olmak üzere bir çok tanıtıma katılmıştır. Okuyabilmek için bunları yapmaya mecburdur. Çünkü hayatta ona yardım edecek kimsesi yoktur.Daha bebekken sokağa bırakılmış , ismi onu bulan polisler tarafından verilmiş , yetimhanede büyümüş ondan sonra da tek başına mücadelesine devam ederek hem çalışıp hem okumuştur.Fiziğini kullanarak daha kolay bir hayata sahip olabilecekken , doktor olmayı seçmiştir…

Hasan ….Tam bir anne kuzusudur. Görünüşü tamamen kişiliğini yansıtır.İnsana güven veren temiz yüzlü biridir. Bunun yanı sıra çok utangaçtır. Hemen yüzü kızarır. Özellikle kadınlar konusunda fazlasıyla utangaçtır. Şimdiye kadar hiç sevgilisi olmamıştır. Bu yüzden aşık olduğunda tüm dünya onun etrafında dönmeye başlar.

Zenan ….İsminden de anlaşılacağı gibi doğulu zengin bir ailenin kızıdır. Beş erkek kardeş içindeki tek kızdır. Bu yüzden erkeksidir. Kızların hiç önemsenmediği , ikinci sınıf vatandaş yerine konduğu bir kültürde büyüdüğü için her şey kendini ispatlamak üzerine kuruludur. İlk önce babasına sonra herkese kendini ispatlamak için sürekli çalışmış ve çok başarılı olmuştur.Hep en iyi okullara gitmiş ve onları da birincilikler bitirmiştir.

Burak ….Tam anlamıyla bir play boydur. Yakışıklı ve zengin. Kadınlara fazlasıyla düşkün. Kısacası duygularını yıllar önce kaybetmiştir. Gösteriş budalası , ukala ve kendini öne çıkarmak için gereken her şeyi yapar. Ama onu da değiştirecek bir kadın muhakkak karşısına çıkacaktır.

Fikret …Ela ve diğer asistan cerrahların sorumlu doktoru ,”Gestapo” lakabıyla anılan ama aslında çok sevimli bir görüntüsü olan bir kadındır.Bu lakabın sebebi iş konusunda çok sert olması ve gerçek anlamda bir kabusa dönüşmesidir. Ama öyle olması gerektiği için sert davranır. Gerektiğinde sergilediği anlayış ve duygusallıkla hem şaşırtıcı hem de hayran bırakıcıdır.

Haldun …Cerrahi bölümünün şefi Haldun Bey. Orta yaş üstü babacan bir adamdır. Sisteme , çözemediği sorunlara , karşı karşıya kaldığı haksızlıklara , en çok da elindekini paylaşmayan insanlara kızgındır. Sinirlendiğinde ağzına geleni söylemekten de çekinmez.

Suat …..Hastanedeki en başarılı cerrahlardan biridir. Kendini beğenmiş ve kibirli tavırları nedeniyle pek sevilmez. Fazlasıyla takıntılıdır. Dolabında tek renk gömlek ve takım elbise vardır. Tüm elbiseler , temizleyiciden gelen şeffaf kılıflarıyla dolaplara asılır. Yapılan en ufak bir hatayı bile affetmez. Bu yüzden hem bir baş belası hem de çok iyi bir öğretmendir ….

Fikrimin İnce Gülü

Amasra’da doğup büyüyen Zehra, üniversite okumak için İstanbul’a gelmiş ve 12 Eylül darbesinde yaşadıkları dolayısıyla Amasra’ya bir daha geri dönmemiştir, dönememiştir. Ardında sadece ailesini değil, çok sevdiği nişanlısı Mehmed Ali’yi de bırakmıştır. Hem de tek bir açıklama yapamadan… Zehra yıllarca Memed Ali’yi yüz üstü bırakmanın vicdan azabını yaşarken, Memed Ali de hayatının ilk ve tek aşkı Zehra’nın kendisini bırakmasının nefretini içinden atamamıştır… Zehra ve Memed Ali’nin yolları bir daha kesişmemek üzere ayrılmıştır.

Aradan uzun yıllar geçmiştir. Zehra başka bir adamla evlenmiş, bir çocuk sahibi olmuştur. Ama evliliği çok uzun soluklu olamamıştır. Memed Ali ise Zehra’nın en yakın arkadaşı Nefise ile evlenmiş ve iki kızı olmuştur. Ve artık masum, aşık Memed Ali değil, kasabanın korkulan ve saygı duyulan Belediye Başkanı olmuştur.

Zehra ve Memed Ali’nin yolları istemese de bir daha kesişecektir. Çünkü Zehra oğlu Özgür’ü uyuşturucu batağından kurtarmak için İstanbul’dan ve çevresinden uzaklaştırmak zorundadır. Ve Zehra’nın oğlunu kurtarmak için Amasra’dan başka gidecek yeri yoktur.

Zehra 25 yıl aradan sonra Amasra’ya, ailesinin yanına döner. Zehra’nın gelişi hem ailesinde, hem de kasabada şok etkisi yaratır. Ailesi Zehra’nın kardeşinin düğünü için Amasra’ya geldiğini zannetse de, çok geçmeden Zehra’nın temelli kalacağını öğrenecektir. Ama asıl mesele Memed Ali’nin bunu öğrendiğinde ne yapacağıdır. Memed Ali Zehra’yı gördüğünde hem içindeki nefret tekrar canlanacak, hem de yılların aşkını eskitemediğini anlayacaktır.

Zehra’nın ne pahasına olursa olsun İstanbul’a geri dönmeye hiç niyeti yoktur. Memed Ali de Zehra’nın bu kasabada bir yaşam kurmasına izin vermeye niyetli değildir. Zehra ve Memed Ali kendi aralarındaki hesaplaşmayı yaşarken, Özgür ve Memed Ali’nin kızı Gülendam da garip bir yakınlaşma yaşayacaklardır. Hem de anne babalarının arasındaki acı geçmişi ve hesaplaşmayı bilmeden…

Kasabanın sakin havası yıllar önce Zehra’nın gidişiyle bozulmuşken, şimdi de gelişiyle bir kez daha alt üst olacaktır.

Kuzey Rüzgarı

İbrahim MERTOĞLU’ nun yapımcılığını yaptığı, senaryosunu Baykut BADEM, Filiz EKİNCİ ve Arzu BİROL’ un yazdığı Kuzey Rüzgarı adlı dizinin yönetmeni ise daha önce Deliyürek, Hayat Bağları, Kurtlar Vadisi ve en son Son Osmanlı- Yandım Ali ‘nin yönetmenliğini yapan Mustafa Şevki DOĞAN. Dizinin kısa hikayesi ise şöyle;

Ekber lakaplı Kuzey TAŞOVA, bundan 34 yıl önce beraber çalıştığı Necdet Aksu ‘nun ülke çıkarlarına ters düşen örgütlenmesinin farkına varınca bu düzene karşı çıkar. Bunun üzerine Necdet Aksu tarafından ölüm fermanı verilir. Ayrıca Necdet ‘in bir komplosuyla Ekber, polis tarafından kırmızı bültenle aranan bir kanun kaçağı durumuna düşer. Ekber’in yurt dışına kaçmaktan başka çaresi yoktur. Hemen Rusya ‘ya kaçan Ekber, Rus polisince yakalanır. 34 yıl Rus hapishanelerinde her türlü eziyeti yaşayan Ekber için artık memlekete dönme zamanı gelmiştir. Çünkü Necdet Bey ölmüş, yerine ise Necdet ‘ten çok daha tehlikeli olan kardeşi Cahit bu büyük güç imparatorluğunun başına geçmiştir. Memleket için korkunç planları olan Cahit ‘in bu kirli oyunlarını bozacak tek kişi vardır. O da hiç hesaba katmadığı Ekber’ dir. Ekber ‘in bu intikam yolculuğunda yanında biri daha olacaktır. O da Necdet tarafından öldürülmüş olan Kardeşi Mehmet ‘in oğlu ‘Poyraz’ dır. Necdet ve Cahit, yeni doğmuş Poyraz’ ın da ölüm fermanı vermiş ancak bebeği Necdet ‘in karısı Saadet, kurnaz bir planla Ekber ‘in en yakın arkadaşı ‘Kanun Şevki’ ye teslim etmiştir. Necdet Bey cephesinde bu çocuğun yaşadığını sadece Saadet biliyordur. Eski bir kabadayı olan ‘Kanun Şevki’ bebeği teslim almış ve tam bir kabadayı olarak büyütmüştür. Poyraz, 27 yıllık bu hesapta amcası Ekber’ le birlikte kendi kan bağından olan adamların karşısına dikilecektir. Çünkü kan bağı babasının öldürüldüğü gün bitmiştir.

Eşref Saati

Eşref Saati’nde, şehrin büyüklüğüne meydan okuyan küçük hayatların yaşandığı bir eski İstanbul mahallesinde, can dostu bildikleri birbirlerine direnen iki inatçı adamın, asri zamanlarda hala “bir zamanlar”ı yaşayan iki eski zaman kabadayısının hikayesi anlatılacak.

Aynı mahallede doğan, aynı eli öpüp aynı raconla büyüyen, hiç uzlaşamayan ama hiç de ayrılamayan iki kabadayı olan Sarı Eşref ve Kara Eşref’in hikayesinin anlatıldığı Eşref Saati, bolca güldürecek, bazen hüzünlendirecek.

Pana Fim’in SHOW TV ekranında izleyici ile buluşacak bu yeni dizisinde Kara Eşref karakterini Yavuz Bingöl, Sarı Eşref karakterini ise Yetkin Dikinciler canlandıracak.

Uğruna hapis yattıkları Alemdar Ağa’dan aldıkları elle, boğaza nazır bir İstanbul semtinde yaşayan bu iki kabadayının can düşmanı, mahalleye yat limanı yapmak isteyen müteahhit olacak.

Birbirlerinin hem aynı hem de zıddı olan iki Eşref, sadece düşmana değil, birbirlerine de meydan okurken, tek bir zaafları olacak: O da birbirlerinin kız kardeşlerine duydukları aşk… Eşreflerin kız kardeşleri rolünde Özge Borak Şakrak var. Mahallenin terzisi Yadigar ise iki Eşref arasında uzlaşmanın adresi olacak. Yadigar karakterini Ahmet Uğurlu canlandırıyor.

Dizinin kadrosundaki diğer isimler arasında Şebnem Dönmez, Ali Atay ve Serkan Ercan var.

Dudaktan Kalbe

Ünlü müzisyen Hüseyin Kenan Gün’ün çocukluğu nüfuzlu bir adam olan dayısı Saib Paşazade’nin yanında zorluklar içinde geçmiştir. Saib Bey, onun rızası olmadan evlenen kız kardeşi Melek Hanım’ı hiç affetmemiştir. Melek Hanım, hırsızlık suçuyla mahkum olan kocası hapishanede ölünce, oğlu Kenan ve kızı Afife’yle ortada kalmış ve ağabeyinin yanına sığınmıştır. Saib bey, etrafa karşı mecburiyetten onlara kucak açmış gibi görünse de, kızkardeşinin hatasını sürekli yüzüne vurarak, onları barındırmakla büyük iyilikte bulunduğunu başlarına kakarak hayatlarını zindana çevirmiştir.

Dayısı tarafından sürekli horlanan, itilip kakılan, hatta hırsızlıkla bile suçlanan Kenan, insanlardan uzak bir derviş gibi yaşayan Şem-i Dede’yle tanışıp, onun neyini dinleyince müziğe ilgi duymaya başlamış, bu konuda yetenekli olduğunu fark etmiştir.

Dayısı onun müzik eğitimi almasına şiddetle karşı çıkmış, liseden sonra mühendislik eğitimi alması için ısrar etmiştir.

Mühendis Kenan’ın arkasında kırık bir aşk hikayesi vardır. Lise arkadaşı Leyla’yı çok ama çok sevmiştir, ama Leyla zengin bir ailelenin kızıdır. Kenan ise dayısının yanında sığıntı gibi büyüyen fakir bir gençtir. Kenan kendini ona layık görmediği için genç kızı reddetmek zorunda kalmış, bir sene sonra Saib Bey’in oğlu Cemil’le nişanlandığını öğrenmiştir. Çok acı çekmiştir Kenan, içine kapanmıştır. Bütün hayatının yoksulluk ve başarısızlıklarla geçeceğine inanmaktadır. Bu yarım kalan aşk onun ruhunda kapanmayan yaralar açacak, aşka inancını yitirecektir.

Mühendislik eğitimini tamamlarken müzikle ilişkisini hiç kesmemiş, okulu bitince de mesleğini yapmak yerine müzik öğretmeni olarak çalışmaya başlamıştır. Bir arkadaşının tavsiyesiyle Avrupa’ya giderek müzik eğitimini ilerletmeye karar verir. Bu arada kız kardeşi Afife evlenmiştir. Melek Hanım elinde kalan son mal varlığı küçük bir dükkanı satarak, oğlunu Avrupa’ya gönderir.

Yıllar sonra Hüseyin Kenan’ın büyüdüğü eve dönüşü muhteşem olur. O artık, şarkıları dillerden düşmeyen ünlü bir müzisyendir. Belediye Başkanlığına oynayan dayısı, şimdi onunla gurur duymakta, şöhretinden kendine pay çıkartmakta, Kenan’ı yere göğe sığdıramamaktadır.

Şimdi Dayısının Oğlu Cemil’le mutsuz bir evliliği olan Leyla ise pişmandır. Cemil, geçmişte kalan bu aşk hikayesini bilmemektedir. Onun başarısını kıskanmaktadır.

Kenan da çok değişmiştir, ünlü olmanın bütün nimetlerinden yararlanmaktadır. Komşularından evli kadın olan Nimet Hanım’ın ilgisine karşılık verir.

Nimet Hanım Kenan’la buluşmaya giderken, dikkat çekmemek için, Lamia’yı da yanında götürmektedir.

Lamia uzak akrabalarının yanında büyüyen yetim bir genç kızdır. Hüseyin Kenan hayranıdır. Kendi rızası bile sorulmadan, akrabalarının takdiriyle nişanlandığı gencin askerliğinin bitmesini beklemektedir. Evin bütün işi omuzlarındadır. Nimet Hanımın onu yanında taşıma sebebini bildiği halde işten güçten ve pek de sevilmediği bu evden ara sıra uzaklaşmak Lamia’ya da iyi gelir, ama bu durum zamanla Lamia’ya acı vermeye başlar.

Lamia Kenan’a aşık olmuştur.

Sayfalar: 1 2 3 4 ... 7